Ergenlik dönemi, hem gençler hem de aileler için oldukça yoğun bir süreçtir.
Bu dönemde birçok ebeveyn şunu söyler:
“Çocuğum bir anda değişti…
En ufak şeye sinirleniyor, bağırıyor, kapıyı çarpıyor.”
Peki ergenlerde öfke patlamaları normal midir?
Bu davranışlar ne zaman gelişimin bir parçasıdır, ne zaman destek gerektirir?
Öfke çoğu zaman bir “sorun” değil, bir “işaret”tir.
Ergenlikte öfkenin artmasının birkaç temel nedeni vardır:
Ergenlikte beynin özellikle duygu kontrolünden sorumlu bölgesi (prefrontal korteks) henüz tam gelişmemiştir.
Bu nedenle ergenler:
Duygularını daha yoğun yaşar
Ani tepkiler verebilir
Kendilerini durdurmakta zorlanabilir
Yani ergenin öfkesi çoğu zaman “isteyerek” değil, gelişimsel olarak ortaya çıkar.
Ergenlik dönemi “Ben kimim?” sorusunun en yoğun sorulduğu zamandır.
Bu süreçte gençler:
Kontrol edilmek istemez
Sınırlarını test eder
Daha fazla özgürlük ister
Öfke, bazen bağımsızlık ihtiyacının dışa vurumudur.
Birçok ergen aslında şunu hisseder:
Üzüntü
Kırgınlık
Kaygı
Yetersizlik
Ama bunları ifade etmek yerine öfke ile gösterir. Çünkü öfke, çoğu zaman en kolay görünen duygudur.
Ergenler için arkadaş ilişkileri çok belirleyicidir.
Dışlanma, zorbalık, beğenilmeme korkusu gibi durumlar iç dünyada birikir ve evde öfke olarak patlayabilir.
Okul, sınavlar ve gelecek kaygısı ergenlerde ciddi bir stres yaratır.
Bazı gençler bu baskıyı şöyle yaşar:
“Her şey üstüme geliyor.”
Bu da öfke patlamalarına dönüşebilir.
Ergen öfkesinde en önemli şey, davranışın altında yatan ihtiyacı görmektir.
Ergenin öfkesine öfkeyle karşılık vermek, çatışmayı büyütür.
“Abartıyorsun” yerine:
“Şu an çok zorlanıyorsun gibi görünüyor.”
cümlesi daha düzenleyicidir.
Öfke anlaşılabilir ama zarar verici davranışlar kabul edilmez:
“Kızgın olabilirsin ama bağırmadan konuşabiliriz.”
Ergenler çoğu zaman anlaşılmadığını hisseder.
Güvenli bir alan, öfkeyi azaltır.
Öfke patlamaları şu durumlarda daha dikkatle ele alınmalıdır:
Şiddete dönüşüyorsa
Kendine zarar verme varsa
Uzun süreli içe kapanma eşlik ediyorsa
Okul ve sosyal yaşam ciddi etkileniyorsa
Aile içi iletişim tamamen kopmuşsa
Bu noktada bir uzmandan destek almak hem ergen hem aile için koruyucu olabilir.
Ergenlerde öfke çoğu zaman şunu anlatır:
“Beni anlamaya ihtiyacım var ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.”
Ergenlik geçici bir dönemdir, ancak bu dönemde kurulan bağlar kalıcıdır.
Ergenlik dönemi birçok aile için zorlayıcı bir dönem olabilir. Bir zamanlar uyumlu ve sakin olan çocuk, bir anda daha sorgulayıcı, daha mesafeli ve bazen daha tepkisel hale gelebilir. Bu değişim çoğu ebeveyni düşündürür: “Çocuğum neden bu kadar değişti?” Aslında bu değişimin temelinde ergenlik döneminin en önemli psikolojik süreci vardır: kimlik arayışı.
Ergenlik, bireyin çocukluk kimliğinden çıkarak kendi kimliğini oluşturmaya çalıştığı dönemdir. Bu dönemde gençler şu sorularla yoğun şekilde meşgul olur:
Ben kimim?
Hayatta ne istiyorum?
Nasıl bir insan olmak istiyorum?
İnsanlar beni nasıl görüyor?
Bu sorgulama süreci psikoloji literatüründe gelişim psikoloğu Erik Erikson tarafından “kimliğe karşı rol karmaşası” evresi olarak tanımlanmıştır. Bu evrede genç, farklı roller ve kimlikler deneyerek kendine ait bir kimlik oluşturmaya çalışır.
Ergenlik dönemindeki değişimin birkaç önemli nedeni vardır.
Ergen beyninde özellikle duygular ve dürtülerle ilgili bölgeler oldukça aktifken, karar verme ve kontrol mekanizmaları henüz tam olgunlaşmamıştır. Bu nedenle ergenler bazen yoğun duygular yaşayabilir ve tepkileri hızlı değişebilir.
Ergenlik aynı zamanda aileden psikolojik olarak ayrışma sürecidir. Bu süreçte gençler:
daha fazla özgürlük ister
kendi kararlarını almak ister
ebeveyn otoritesini sorgulamaya başlar
Bu durum çoğu zaman aile içinde çatışmalara yol açabilir. Ancak bu çatışmalar çoğu zaman sağlıklı gelişimin bir parçasıdır.
Çocukluk döneminde aile en önemli referans noktasıdır. Ancak ergenlikte akran grubu çok daha güçlü bir etki kazanır. Arkadaşlık ilişkileri, aidiyet duygusu ve sosyal kabul ergenler için oldukça önemli hale gelir.
Ergenlerin kimlik arayışı farklı davranışlarla ortaya çıkabilir:
farklı ilgi alanları denemek
dış görünüşte değişiklik yapmak
aile değerlerini sorgulamak
farklı arkadaş gruplarına yönelmek
fikirlerini daha güçlü savunmak
Bu davranışlar çoğu zaman aileler tarafından “asi davranış” olarak yorumlanabilir. Oysa çoğu durumda bunlar kimlik oluşumunun doğal parçalarıdır.
Ergenlik döneminde ebeveynlerin yaklaşımı kimlik gelişimi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.
Ergenler anlaşılmadıklarını düşündüklerinde daha fazla uzaklaşabilirler. Yargılamadan dinlemek güven duygusunu güçlendirir.
Ergenler özgürlük ister ancak aynı zamanda güvenli sınırların varlığına da ihtiyaç duyar. Tutarlı ve açıklayıcı sınırlar önemlidir.
Başka çocuklarla yapılan karşılaştırmalar ergenlerde özgüven sorunlarına yol açabilir.
Kimlik gelişimi çoğu zaman deneme yanılma süreci içerir. Her hatayı engellemeye çalışmak yerine öğrenme fırsatı olarak görmek daha sağlıklıdır.
Ergenlikte kimlik arayışı çoğu zaman aileler için zorlayıcı olabilir. Ancak bu süreç, bireyin kendi değerlerini, inançlarını ve yaşam yönünü keşfettiği önemli bir gelişim dönemidir. Bu dönemde ergenlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey ise şudur: Anlaşılmak, kabul görmek ve güvenli bir rehberliğe sahip olmak. Çünkü kimlik gelişimi, sadece bireyin kendini bulması değil, aynı zamanda kendini güvende hissedebileceği bir ilişki ortamında büyümesiyle mümkün olur.